Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Önümüzdeki dönemde seçimden sonra olgunlaşmış, daha rahatlamış, gerilimi aşağıya düşürmüş, daha soğukkanlı düşün ülebilen bir ortamda anayasa üzerinde ister yenilik, ister değişiklik ne yapmaya kim talip oluyorsa MHP o talebi karşılamaya hazırdır" dedi.
Bahçeli, İSO Meclis Toplantısı'nda yaptığı konuşmadan sonra üyelerin sorularını yanıtlarken, anayasa değişikliği tartışmalarına ilişkin, ihtiyaçlar belirlenip gerekirse yeniden anayasa yazılabileceğini, gerekirse Anayasa maddelerinde değişiklikler olabileceğini, buna açık olmak gerektiğini söyledi.
Gelişen, modernleşen, 21. yüzyılı anlamlandıran hedefleri olan bir ülkenin toplumsal sözleşme ana belgesi kabul edilen bir anayasa üzerinde de gerekli tasarruflarda bulunmasının en demokratik hak olduğunu dile getiren Bahçeli, şöyle devam etti:
"Fakat olayları saptırarak, başka yönlere çekerek Türk toplumunu gerçeklerden uzaklaştırmaya kimsenin hakkı olmasa gerek. Türkiye'de anayasa değişikliği konusunda MHP şunu düşünüyor; bu toplumsal uzlaşma belgesidir. Sürekli olarak bu konu tartışılıyor. Siyasi partiler, sosyoekonomik politikalarını topluma anlatacak zamanı bulamıyor. Biz diyoruz ki, 'TBMM'de temsil edilen siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, diğer siyasi partiler, üniversiteler, bir toplumsal uzlaşma belgesi üzerinde her türlü çalışmayı yapsın. Kısa süre içinde Türkiye'nin gündeminden düşebilecek, ama Türkiye'yi normalleştirecek, Türkiye'yi demokratikleşecek, Türkiye'yi huzur ve güvenlik altına alacak bir anayasa değişikliğine ihtiyaç var'. Bunu söylüyoruz. TBMM başkanlığında partiler bir komisyon üyesi versin, anayasa değişikliği uzlaşma komisyonu oluşsun, bütün partiler düşüncelerini buraya aktarsın ve orada mutabakata varmış olanları bir kenara, anlaşılmamış olan konuları da bir kenara koymak suretiyle, önce mutabakata varmış olanlara bir demokratik sözleşme şeklinde adını koyalım ve imzalayalım, sonra TBMM'ye geldiği vakit hep beraber bunu çıkartalım."
Türkiye'de 17 kez anayasa değişikliği yapıldığını, en fazla değişikliği Bülent Ecevit başkanlığındaki 57. hükümetin gerçekleştirdiğini, söz konusu değişikliklerin altında MHP'nin imzası bulunduğunu hatırlatan Bahçeli, şunları kaydetti:
"MHP, bu kadar ağır ekonomik ve bölücü terörün yoğunlaştığı bir ortamda anayasa değişikliğiyle birtakım şeyleri saptırmanın yanlış olacağı kanaatinde. Önümüzdeki dönemde seçimden sonra olgunlaşmış, daha rahatlamış, gerilimi aşağıya düşürmüş, daha soğukkanlı düşünülebilen bir ortamda Anayasa üzerinde ister yenilik, ister değişiklik ne yapmaya kim talip oluyorsa MHP o talebi karşılamaya hazırdır.
24. dönem TBMM'de Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na bütün siyasi partilerin katılımıyla, öngörülen değişikliklerden mutabakata varılanları demokratik sözleşme diye kabul edip Meclis'ten çıkmasına katkı sağlayabileceğimizi söylüyoruz. Geçmişten yana da MHP'nin görüşü bu."
Toplantının bitiminden sonra gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açtığı tazminat davalarına iliş kin bir soru üzerine de esprili bir şekilde, "Sayın Başbakan'ın açmış olduğu çok sayıda tazminat davaları var. Bunu sürekli hale getirmiş. Daha kolay bir yol tavsiye ediyorum. Meclis Başkanı da kendi partisinden. Bütün maaşlarıma el koysunlar" dedi.
Bir gazetecinin "Hüseyin Çelik, 'Bahçeli istese de istemese de PKK'nın safında yer alıyor' dedi. Ne düşünüyorsunuz" şeklindeki sorusuna, "Hüseyin Çelik Beyin ciddiye alınacak bir tarafı yok. O şuur kaybı içinde" yanıtını verdi.
"Balyoz davasına" ilişkin bir soru üzerine ise Bahçeli, dava sebebiyle çok sayıda emekli ve muvazzaf subay hakkında yakalama kararı çıkarıldığını, davaya hukuki yönden kimsenin herhangi bir söz söyleme hakkı olmadığını, sonuçlarını sabırla beklemek gerektiğini söyledi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, bu konuda iki noktaya dikkati çekmekte yarar olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Bir tanesi, muvazzaf subaylar açısından geçerli olanıdır. 1-4 Ağ ustos arasında Yüksek Askeri Şura toplantısı var. Burada terfi ve atamalarda bu tür yakalama kararlarının olumsuz sonuçları olabilir ve ilerde kişinin özlük haklarında kayıplara vesile olabilir. Onun için bunlara dikkat etmek lazım. İkinci olarak da terörle açık mücadele içinde bulunan ve son günlerde artan teröre karşı komuta seviyesinde görev üstlenen, Gedikpaşa'ya gittiği zaman yanında gerekli brifingi alan bir komutanı yakalama emriyle bir suçlamanın altına aldığınız takdirde, askerin terörle mücadelesinin ne şekilde gelişeceği konusunda herkesin bir endişesi olabilir. Terörle mücadeleyi zaafa uğratacak her türlü yanlıştan herkes kurtulmalıdır" şeklinde konuştu.
Devlet Bahçeli, "Balyoz ve Ergenekon dava sürecinde suçlanan komutanlar 'görevden alınmalı ya da emekli edilmeli' deniyor. Açılımın önünde durabilecek kadroların temizlenmeye çalışıldığı şeklinde görüşler dile getiriliyor. Kat ılıyor musunuz?" şeklindeki bir soruyu da şöyle yanıtladı:
"Bu düşüncelerinizin hiçbirine katılmıyorum. Eğer hükümet görüşü olarak soruyorsanız, hükümetin başından bu yana açılım üzerindeki yıkım projesinin yeni bir aşaması olarak görüyorum. Öbür tarafta terörle mücadelede herhangi bir aksama olmamalı. Dörtyol'da, İnegöl'de ve buna benzer olaylarda hükümetin çok daha fazla tedbirli olmasında, ön istihbarat bilgilerine sahip olmasında ve olaylara karışmış olanların da durumlarının netleştirilerek kamuoyuna açıklanmasında fayda var."
Bahçeli, "Provokasyon ihtimali var mı?" sorusuna da "Kesin" karşılığını verdi.
Başka bir soru üzerine de Bahçeli, "Darbelerden ülkeye bir yarar gelmemiştir. Ne kadar darbeci anlayışa sahip olanlar varsa, bunlar demokratik kültür içinde eritilmelidir. Muvazzaf subay özelliği taşıyorlarsa ordudan atılmalıdır. Ancak bunları farklı farklı alanlarda yeni tartışma zeminine sokmaya gerek yok. Darbe yapma, zihniyet olarak sürdüğü müddetçe bunun yasal dayanağı olmaz, yasal engeli olmaz. Yaparsa iktidar olur, yapamazsa mahkum olur. Bunun üçüncü yolu yoktur. Olması gereken, darbe zihniyetinin demokratik kültür içinde eritilerek bir daha bu ülkede ara rejimlerin yaşanmamasıdır" şeklinde konuştu.








Logged
